İçinde bulunduğumuz çağda eğitim olgusuna ilişkin yaklaşımlar ve uygulamalar önemli ölçüde değişmiştir. Gelecekte nelerin nasıl değişeceğine yönelik kestirimlerde bulunmak giderek zorlaşmaktadır. Hatta bugünden çocuklarımızı öngöremediğimiz ya da kısmen öngörebildiğimiz bir geleceğe hazırladığımız bile söylenebilir.

İlk defa 2011 yılında Hannover Fuarı’nda ortaya atılan Endüstri 4.0 ve onun eğitim dünyasına yansımaları, geleceğe ilişkin eğitim dünyasının da kendini revize etmesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Endüstri 4.0 kavram olarak dördüncü sanayi devrimi anlamına gelmektedir. İlk sanayi devrimi su ve buhar gücü ile üretim mekanizmasının üzerine kuruluyken, onu ikinci sanayi devrimi olan elektrik enerjisi ve bunun kullanımı izlemiştir. Daha sonrasında ise üçüncü sanayi devrimi olan dijital devrim gerçekleşerek İnternet’in kullanımı ile birlikte elektronik kullanımı da artmıştır. Endüstri 4.0 ise akıllı üretim sistemleri ile müşteri tercihlerine göre hızlı cevap veren özelleşmiş, iyileştirilmiş üretim kalitesi, daha az hata ile üretim, daha az israf, yerelleşen imalat süreçleri, yenilik süreçlerinin hızlanması ve daha az kaynak kullanımı anlamına gelmektedir. Buradaki “duruma özel çözümler”, “esneklik”, “verimlilik”, “minimum enerji tüketimi”, “kaynakların verimli kulanımı” ve “otomasyon” “dördüncü” sanayi devrimi olarak tanımlanan Sanayi 4.0’ın temelini oluşturan kavramlar ve kazanımlardır.

Özellikle eğitim gibi hayatın temelinde olan bir kavram için bu durum son derece önemlidir ve günümüzde Endüstri 4.0’ın destekleyicisi olarak eğitim olgusunda “dijitalleşme”, “siber-fiziksel sistemler”, “nesnelerin İnterneti”, “büyük veri”, “bulut sistemleri”, “robotik sistemler”, “kodlama”, “yapay zeka” ile “Blockchain” gibi kavramları ve buna ilişkin kazanımları temele koymak asli önem arz etmektedir. Ayrıca felsefi bakış açısını da temele alarak bu kavramların temellerini doğru ortaya koymak ve bu bakış açısıyla kavramları yapılandırarak uygulamaya geçirmek biz eğitimcilerin temel amacı olmalıdır. Bunun için ise öğretmenin “nakledici”, öğrencinin ise “ezberleyen” olmaktan çıkıp, birlikte “öğrenen” olması ve Endüstri 4.0 karşısında eğitimin yaşam boyu öğrenen “öğrenici” nesiller yetiştirmesi gerektiği çağdaş dünya için elzem bir husustur. Buradan hareketle kurguladığımız sistemimdeki öğrenme modeli, “Öğrenci Merkezli”, “Bilgi Yapılandırıcı”, “Beceri Odaklı”, “Sorgulayan” ve “Kendini Sürekli Yenileyen”  gibi kuram ve kavramlar esas alınarak hazırlanmıştır.

Bizler bu kavramsal çerçeveden hareketle eğitim sektöründe felsefi bakış açısını temele alarak robotik kodlama ve STEM alanlarına farklı, yenilikçi ve uygulanabilir reçeteler sunan; öğretim süreçlerinin temeline 21. Yüzyıl ve Endüstri 4.0 kazanımlarını koyarak “öğrenici” nesiller yetiştirmeyi hedefleyen bir ekibiz. Gelecekte ülkemizin ve çocuklarımızın dünyada söz sahibi olması açısından bu yaklaşımı elzem görmekteyiz.

Mark Anthoney

Mark Anthoney

CEO, Google Inc

Amanda Robert

Amanda Robert

CTO, Yahoo Inc

Robert Brown

Robert Brown

CEO, Linkedin Inc

Mark Stefen

Mark Stefen

Marketing, GDB Inc

Juliana Anderson

Juliana Anderson

Designer, Fashion Inc